
Ama şimdi anlıyorum ki Ömer Abimizin yorumları çok şeyi değiştirmiş Türkiye’de…
Ama ben yine mümkünse görmeyeyim, duymayayım…
Ömer Üründül yorumlarını bir futbolsever olarak dinlemeyen duymayan yoktur muhakkak… Futbolumuza yeni kavramlar kazandıran bir fenomendir, Ömer Üründül… Tarzına, tavrına sözümüz olamaz tabii ki… Zaten bir “Fenerbahçeli” olarak çok ta hayranı olduğumuzu söylememiz inandırıcı olmayacaktır. “Hamasî” yorumlardan hoşlanmadığım için daha teknik yorumlar yapıldığını düşündüğüm TRT 1′i geçen sezon başında takip ediyordum. Fenerbahçe’nin Anderlecht ile Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları öncesinde Mehmet Demirkol ile yaptıkları yorumları garip duygularla izledim. Herhalde “fanatiklik” gözümü bürüdü diyerek kendimi frenlemeye çalıştım. Ancak iki Anderlecht maçı da yorumcularımızın “fark yer Fener” yorumlarına inat 1-0 ve 2-0 Fenerbahçe”nin oldu.
Ruh sağlığım bozulmasın diye pek izlemez oldum sonraları…
Ta ki Konfederasyon Kupası maçlarına kadar…
İspanya-ABD maçında kulaklarıma inanamadım… Ömer Üründül, partneri spiker abimizi de yanına alarak Amerika’yı öve öve bitiremediler…
Evet, Amerika iyi mücadele etmişti, hakederek kazanmış, İspanya’nın 15 maçlık galibiyet serisine son vermişti belki… Böyle durumlarda favori olmayan takımları desteklemek, zayıfın yanında yer almak bizim genlerimizde var… Ama anlayamadığım şey; Amerika’lı futbolcuların futbol dışı tavırlarını, rakibine ayağını taktırarak kendilerini yerden yere atmalarını, tehlikeli olabilecek ataklarını sert faullerle kesmelerini hiç görmedi, Ömer Üründül… Hadi o görmedi, futbol anlayışı böyleydi diyelim… Hakemin de Ömer abimiz gibi düşünüp davranması bence maçı ve finali ABD’ye getiren en önemli etkendi…
Bu akşam aynı şeyler olamadı… Zira Hakem abimiz, Ömer Abimiz gibi düşünmedi tam manasıyla… Amerika, direndi… 2-0 da öne geçtiler… Ancak maç, maç gibi oynandığından Brezilya kazandı…
Bu yıl ki Şampiyonlar Ligi yarı final ikinci maçında Chelsa – Barcelona maçında da İniesta’nın attığı gole, Fenerbahçemizin golleri kadar sevinmiştim. Bu sevincimi paylaşmak istediğim arkadaşlarımın şaşkın bakışları ve “tüh! nasıl kaybetti Chelsea” yorumları ile karşılaşmıştım. Halbuki neredeyse çeyrek finalleri garanti olan “İngiliz dörtlüsü”nden biri olan Chelsea, Guss Hiddink yönetiminde tabiri caizse bir “Anadolu takımı” hüvviyetinde idi o akşam… Kendi sahasında kapanıyor, kontralara çıkıyordu… Premier Ligin gol kralı Anelka’mız bile yedekti… Bu kalitede bir takımı böyle oynatmak futbola ihanetti bence…
Ama şimdi anlıyorum ki Ömer Abimizin yorumları çok şeyi değiştirmiş Türkiye’de…
Ama ben yine mümkünse görmeyeyim, duymayayım…






ÖMER ABİM SEN COK YASA