Kıraç’ın muhteşem Milli Takım marşı - Haydi (Zafer görüntüleri eşliğinde) 20 Haziran 2008
Posted by obtoprak in - EURO 2008, - MİLLİ TAKIM.72 comments
Dört koldan her yanı ateş sarsa da
Ateş dokunmaz sana, sen çık meydana,
Yalnız değilsin sen Türkiye’mizsin
Dünyaya haykıran gür sesimizsin…
Sen de askersin, sen de mehmet`sin
Kalbinde, en derinde hissedeceksin…
Haydi haydi gün bugün
Tüm dünyayı titreteceksin…
Kana - kan, dişe - diş dağ gibiyiz biz
Tarihlerden fışkıran kaplanlarız biz,
Hep onurlu, hep cesur tüm hikayemiz
Ay yıldızlı bayrağın neferleriyiz…
Sen de askersin, sen de mehmet`sin
Kalbinde, en derinde hissedeceksin…
Haydi haydi gün bugün
Tüm dünyayı titreteceksin.
Nihat’ın muhteşem golüne arap spiker yorumu… 20 Haziran 2008
Posted by obtoprak in - EURO 2008, - KOMİK VE İLGİNÇ FUTBOL GÖRÜNTÜLERİ, - MİLLİ TAKIM.add a comment
Tam ekran izlemek için tıklayınız…
Bunun adı mucize… Türkiye 3-2 Çek Cumhuriyeti (15.Haziran.2008) 16 Haziran 2008
Posted by obtoprak in - EURO 2008, - MİLLİ TAKIM.1 comment so far
Mucize iki kez gerçekleşir mi? İşte gerçekleşti… İsviçre maçının ikince yarısında maçı 1-0 dan 1-2 ye getiren Milli takımımız Çeklere daha büyük bir şok, bizlere de daha büyük bir coşku yaşattı. Maçın son 15 dakikasına 2-0 mağlup durumda giren Milliler, Arda ve Nihat’ın 2 golü ile maçı penaltılara dahi götürmeden adımızı çeyrek finale yazdırdılar. Bu unutulmaz maçta Nihat’ın 89. dakikada attığı galibiyet golü jenerikleri süsleyecek güzellikteydi… Darısı 20 Haziran’da Hırvatların başına…
Son dakikada hayata döndük… İsviçre 1-2 Türkiye (11.Haziran.2008) 16 Haziran 2008
Posted by obtoprak in - EURO 2008, - MİLLİ TAKIM.add a comment
Türkiye Euro 2008′e kötü başladı… Portekiz 2-0 Türkiye (07.Haziran.2008) 16 Haziran 2008
Posted by obtoprak in - EURO 2008, - MİLLİ TAKIM.1 comment so far
Fenerbahçe’nin transfer harekatı… Emre, Abdurrahman, Nihat… 4 Haziran 2008
Posted by obtoprak in -Transfer haberleri.3 comments
Fenerbahçe, yıllar önce Galatasaray’dan ayrılan daha sonra İnter ve Newcastle’da forma giyen Emre Belözoğlu ile anlaştı. Bu transfer Fenerbahçeli taraftarlar arasında ciddi sayılabilecek tepkilere neden oldu. Bu tepkiler Emre’nin Fenerbahçe’ye neler katabileceğinden daha çok Galatasaray geçmişi ve agresif yapısı ile ilgili. Eski gol krallarımızdan Aykut Kocaman’ın FBTV’de yaptığı bir yorum geldi aklıma hemen. Aykut, yaklaşık olarak “takıma katkı sağlayabilecek futbolcu eğer yüzkızartıcı bir sabıkası yoksa alınabilir hiç mahzuru yok” demişti. Aynen katılıyorum. Geçmişe değil geleceğe bakmamız gerekli. Tartışılması gereken Emre’nin Fenerbahçe’ye nasıl bir katkı yapabileceğidir. Fenerbahçe, “Tümer” transferinde de göstermiştir ki futbolcuları benimseyip takıma yararlı hale getirebiliyor, onları bağrına basabiliyor. “Yıldızları alıp harcıyorlar” geyikleri tarih öncesinde kalmıştır. Emre de Fenerbahçede kendisini evinde hissedecek ve varını yoğunu ortaya koyacaktır. Artık Emre’nin de kariyerindeki zirveye çıkma noktası olarak bu şansı değerlendireceği ve hiç bir takımda göstermediği kadar üst düzey performansı Fenerbahçede göstereceği kanaatindeyim. Hatta Hoojdonk ile Alex’in rol değişimi gibi Alex ile Emre arasında da rol değişimi olabileceğini düşünüyorum.
Fenerbahçe, Emre transferinden sonra henüz resmi sitede doğrulanmasa da Sivasspor’un sağ beki Abdurrahman ile anlaşmış. Bu haberler dünden itibaren tüm internet sitelerinde hemen hemen var. Bu transferin de Önder’in gidişi sonrasında olumlu bir transfer olduğu kanaatindeyim. Eğer bu haber gerçek ise kısa bir süreliğine de olsa sohbet etme fırsatı bulduğum Abdurrahman’ı tebrik ediyorum, başarılar diliyorum. Umarım sebat eder ve kendisine Gökhan Gönül’ün çıkışını örnek alarak Milli takımın da değişmez oyuncularından olur.
Yine hemen hemen tüm sitelerde Fenerbahçeli yöneticilerin Nihat Kahveci için İspanya’ya gittiği ve pazarlık masasına oturduğu haberleri var. Böyle bir transfer de gerçekleşirse Fenerbahçe kadro derinliği itibariyle inanılmaz bir noktaya gelir. Bakalım zaman ne gösterecek.
Yine Fenerbahçenin Zico ile devam etmeyeceği gelen haberlerden anlaşılıyor. Beni Fenerbahçe ile ilgili haberlerde en çok üzen konu bu oldu. İstikrar çok önemli. Fenerbahçe taraftarının kahir ekseriyeti
istikrardan ve sabırdan yanadır. Bunu hiç gözardı etmemek gerekir. Hamasi söylem ve uygulamalardan bıktık. Zico ile devam edilmemesinin sebebi hr ne olursa olsun bu Fenerbahçe taraftarını üzmüştür. Yeni teknik adam kim olursa olsun mutlaka destekleyeceğiz ancak Türkiye şartlarına alışma ve Fenerbahçenin yapısını algılma süreçleri umarım uzun sürmez…
Şimdilik haberler ve bizim hissiyatımız böyle…
Manchester United penaltılarda Chelsea’ye üstünlük sağlayarak 2008 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oldu… Penaltı atışlarını izleyebilirsiniz…(21.05.2008) 24 Mayıs 2008
Posted by obtoprak in ***2007-2008 SEZONU, - ŞAMPİYONLAR LİGİ.1 comment so far
Tam ekran izlemek için tıklayınız…
Fenerbahçe Süper Ligi başladığı gibi bitirdi… Trabzonspor 2-0 Fenerbahçe (10.05.2008) 13 Mayıs 2008
Posted by obtoprak in ***2007-2008 SEZONU.2 comments
Teşekkürler tims@h…
Fenerbahçe 3-2 Gençlerbirliği (4.Mayıs.2008) Maçın golleri ve maç sonrası görüntüler… 5 Mayıs 2008
Posted by obtoprak in ***2007-2008 SEZONU.1 comment so far
Teşekkürler tims@h…
Fenerbahçenin kuruluş yıldönümünde “Bir tutkunun tarihi”ni izleyebilirsiniz… 3 Mayıs 2008
Posted by obtoprak in - FENERBAHÇE NOSTALJİ.add a comment
Galatasaray maçı sonrası… Bilindik senaryoların deşifresi -2 1 Mayıs 2008
Posted by obtoprak in - TARAFTAR YORUMLARI.add a comment

Ve en nihayet medyanın ve kahramanlık hikayeleri yazmaya meraklı herkesin dilediği şey oldu ve Galatasaray, Fenerbahçe’yi yendi. Şimdi günlerce bu kahramanlık destanını pazarlayacaklar büyük bir zevkle. Ondan sonra yaz ayları geldiği zaman da şaşıracaklar neden Türk Milli Takımı gruplardan çıkamadı diye. İşte bu mantık ve zihniyet yüzünden. Daha biz böyle destanlar yazmaya meraklı olup, destanı hak edenin, hak ettiğini alamaması olarak gördüğümüz sürece hepimize toplum olarak geçmiş olsun.
Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi tek yenebilme ihtimali vardı, o da futbol oynatmamak. Bunu da başardı. Fenerbahçe yarı sahasına her yerleştiklerinde ve topu her kaptırdıklarında hemen profesyonel bir şekilde topu kapan ilk Fenerbahçeliyi oyuncuyu yere indirerek olay yerinden sessizce uzaklaşıp defanslarına yerleştiler. Galatasaray’ın yaptığı 30 tanenin üzerinde faul var, buna hakemin çalmadıkları ve yanlış çaldıklarını da ekleyince rakam 50’nin de üzerinde. Bu 50 tane faulün 30 taneden fazlası Fenerbahçe’nin çok adamla orta sahayı geçmeye hazırlandığı anlarda ve tehlikeli bölgenin çok uzağında, bilinçli ve önceden çalışılmış fauller. Maç boyunca her şeye kahkahalarla gülen Fırat Aydınus’un bu pozisyonlara ilk kart çıkardığı dakika ise 85. Neymiş, hakem iyi maç yönetmiş. Hakemin ilk işi kim futbol oynamaya çalışıyor, kim bunu engelliyor bunu süzmek olmalı. Şu maçı, futbol oynatmak isteyen bir Avrupalı hakem yönetseydi Galatasaray ilk yarıyı 9 kişi bile tamamlayamazdı. Bizde gösterilen sarı kartlar darbenin şiddetine göre çıkıyor. Böyle bir mantık yok. Ben maç içinde fazla sert olmayan 30 tane faul yapıp maçı sarı kartsız bitirebilir miyim? Avrupa’da bitiremem ama Türkiye’de buna bakılmıyor işte. O faul hangi pozisyonda oldu, o faulü yapan oyuncunun kaçıncı faulü bakan kimse yok.
Tüm bunlarla beraber Galatasaray, Fenerbahçe’den maçı daha çok istiyordu o ayrı konu. En azından bir taktikleri vardı, sonuna kadar koştular, mücadele ettiler. Bu yenilgiyi %100 Aydınus’a mal etmek asla doğru değil. Fenerbahçe bir türlü oyunu tutturamadı, bu kadar sertliğe en azından benzer bir şekilde cevap verebilirdi, onu da yapamadı, bir ara neredeyse 5 dakikaya yakın bir süre kendi yarı sahasını bile geçemedi neredeyse. Bu da birazda takımın futbol kültüründen kaynaklanıyor aslında. Fenerbahçe dört dörtlük bir takım olmak için işin oyun bozma ve sertlik yönünü de çok iyi öğrenmek zorunda.
Fenerbahçe galip gelse şampiyon %100 belli olmuştu. Şu anda ligin bu sıralamayla bitmesi ise %50 bir ihtimal. Artık her şey Sivasspor’un elinde. Bakalım Bülent hoca, 1993-94 sezonunda Kayserispor karşısında kaçan penaltıyla Galatasaray’a giden şampiyonluğu telafi edebilecek mi? Bu nedenle yaratılan “lig bitti” havasını da çok doğru bulmuyorum. Fenerbahçe, Denizli deplasmanına çıkmadan önce, Galatasaray’ın şu andaki pozisyonundan çok daha avantajlıydı ama kimse Galatasaray’ın lige havlu attığından bahsetmiyordu. Fenerbahçe taraftarı Gençlerbirliği maçında bu havayı yaratabilirse her şey yeniden tersine dönebilir.
Bir büyük gelişme de artık neredeyse hemen herkesin bu sene alınan netice ne olursa olsun Zico ile devam etmekten yana olması. Normalde böyle bir yenilgi 15 yıl önce alınsa takım sil baştan değiştirilirdi. Oysa şimdi herkes belki de şampiyonluğu kaçıran antrenörle uzun sürelik bir sözleşme imzalanmasından yana. Çünkü seneye de 2-3 takviyeyle gene bu takım sahada olacak, seneye gene Avrupa’nın tozu atılacak. Bu kurum kültürünün oturmaya başlaması ile ilgili. Maç sonrasında Samandıra’ya gelecek gruptan her yerde var, bunu bir takıma mal etmek yanlış. Bu tip insanlardan Galatasaray’da da var Beşiktaş’ta da. Bunu ne bir kulüp, ne de o kulübün taraftarlarının tamamıyla özdeşleştirebiliriz. Önemli olan bıkmadan, yılmadan, usanmadan tribünleri, spor alanlarını bu tip insanlardan arındırmak. Bunun da takımla ilgisi yok, Türk sporuyla ilgili bir olay.
Peki, Galatasaray ne yapacak? Madem antrenörsüzlük başarı getiriyor, seneye de bu şekilde, bu yabancı ve bu kadroyla devam etseler ya. Şu anda takımın başında bulunan beyaz saçlı çalıştırıcıyla 5 yıllık bir kontrat imzalayabiliyorlar mı? 2 sene sonrasına ait herhangi bir plan ve programları var mı? Gene 15 futbolcu gönderecekler, 20 futbolcu getirecekler. Peki soruyorum, dünyanın hangi yerinde şampiyon bir takımda böyle bir tablo görülür? Şampiyonluğa gidiyorlar, seneye takımın başında kimin olacağı belli değil, böyle bir şey olabilir mi? Sene başında zaten hakemler birbiri ardına çaldıkları düdüklerle, Galatasaray’a 12 puan vererek şampiyonu ilan etmişlerdi. Ligin bitmesine iki hafta kaldı, daha Galatasaray’ın aleyhine yanlışlıkla kalkan ve sonucu değiştiren bir tane bile karar yok. Normal şartlarda giden bir ligde, hakem hatalarını çıkarıp kadro kalitelerine baktığımızda bu ligin Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında foto finişe girmesi gerekirdi. Şampiyon olabilecek Galatasaray’ın bu dağınık tablosu da bunu gösteriyor zaten.
Galatasaray, Türkiye Ligi’ni 2007/08 sezonunda şampiyon bitirebilir ama bu Türkiye’nin en iyi takımının Fenerbahçe olduğu gerçeğini değiştirmez. Daha uzun süreli, mesela 10 senelik periyotlara bakarsak iki takım arasındaki farkı görürüz. Bir savaş, birçok küçük muharebeden oluşur. 10 yıllık bir süre bir savaştır, 2007 – 08 sezonu ise bir muharebe. Bir muharebe kazanılmakla savaş kazanılmaz.
Seneye Şampiyonlar Ligi ön elemesinde elendiklerinde, arkasından Leverkusen ayarında takımlardan 5’er 6’şar gol yediklerinde bu destanların hepsi unutulacak. Bu durumda bizim işimize bakmamız gerekiyor, Galatasaray ne yaparsa yapsın, şampiyon olsun veya olmasın, Fenerbahçe’nin geleceği dönük planlarında en ufak bir değişiklik bile olmamalı. “Biz Eto’yu da getirsek, Ronaldinho’yu da transfer etsek gene Galatasaray’dan sıyrılamıyoruz” diye bir düşünce içine girersek kendimiz kaybederiz. Biz bu adamla alabilecek seviyeye gelelim de ne olursa olsun. Biz Chelsea ile başa baş 90 dakika oynarken ligde paçamıza yapışan rakibimiz Trömsö’lere elenip Leverkusen’den 5 yediği sürece bu gidiş da fazla sürmez zaten. Bu destanlarla, hikâyelerle, kükremelerle insanları 1-2 sene daha uyutabilirler o kadar.
Bir büyük görev de yazılı ve görsel basına düşüyor. Bakalım Fenerbahçe maçından önce yaptıkları “Anadolu’dan şampiyon çıkmalı” çığırtkanlıklarını bu hafta yapacaklar mı? Ana haber bültenleri Sivas’tan canlı yayında sunulacak mı? Basın ordusu Sivas’ta kamp kuracak, futbolcular motive edilecek, şehir halkı şampiyonluk havasına sokulmaya çalışılacak mı? Alın size destanın önde gideni, yerse tabi.
Ziya Aktürer





